Giriş Yap Konu Mesaj Üyeler
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
Kullanıcı Adı:
Şifre:

6808 13359 Toplam üye: 827
Son üye: broaxorce
 
Ana Sayfa Sohbet İletişim Son Konular Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt
 
Anket
Soru: mayıs ayı ayın yazısı anket sonuçları
Müsait gokhanygt/Olunca  Beni Severmisin? - 0 (0%)
Esrarengiz/hikaye - 1 (16.7%)
yolcu/SEFİRE YOLU GÖSTERİN! - 0 (0%)
YE$!W/SEVGi NEDiR? - 2 (33.3%)
sinem/hikaye - 1 (16.7%)
BABACAN/Yüreğin, kendinden kaçışına şahit oldunuz mu hiç? - 0 (0%)
ZeLiS/Defoooool! .... - 0 (0%)
azra/hayata yükümlüsün - 2 (33.3%)
Toplam oy: 6


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mayıs Ayı Yazısı  (Okunma Sayısı 2188 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Mayıs Ayı Yazısı
Cevaplar 13
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 2188
Önceki Önceki Konu

Üyenin Nicki:BABACAN    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
BABACAN
BABACAN
Moderatör
yönetici
*****

Karma +199/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1324

Nerden: Gönlüm,Aklım Onun Ayak Bastığı,Gezdiği,Yaşadığı Yerdeyken Bulunduğum Yer Önemli Mi?


İsтєdiκLєяiм Чαиıмdα İsтємєdiκLєяiм ЧoLuиdα.!


WWW
Durumum



Uyarı Puanı
%0
« : 02 Mayıs 2009 - 14:00:07 »

Merhaba Arkadaşlar.
Yazı Yarışması Mayıs Başlamıştır.

YARIŞMA KONUSU AYIN YAZISI
YARIŞMA BAŞLANGIÇ TARİHİ 01 MAYIS 2009
YARIŞMA BİTİŞ TARİHİ 25 MAYIS 2009
OYLAMA TARİHİ 25-31 MAYIS 2009
YARIŞMA ÖDÜLLERİ
1.ÜYEMİZE  + 50 REP PUANI
2.ÜYEMİZE  + 30 REP PUANI
3.ÜYEMİZE  + 20 REP PUANI
BİZİ DESTEKLEYEN ARKADAŞLARA TEŞEKKÜR EDERİZ.
« Son Düzenleme: 02 Mayıs 2009 - 14:09:31 Gönderen: BABACAN » Logged
SonDurakCafe BABACAN 'diyor Ki!
Ya ümitsizsiniz. Ya da ümit sizsiniz.
Ya çaresizsiniz. Ya da çare sizsiniz.
Kul Boşuna Yorulur.Allahın Dediği Olur.BABACAN®




Yasal Uyarı!
Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.sondurakcafe Yöneticileri mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Aktif

Mesajlar: 6808


View Profile
Ynt: Mayıs Ayı Yazısı
Posted on: 11 Mart 2010 - 21:30:35

 
      uyari
Merhaba Ziyaretçi. Öncelikle Sitemize Hoşgeldiniz. Ben Sondurakcafe Robot Moderatör Olarak Siteden Daha Fazla Yararlanmanız İçin Sitemize Üye Olmanızı Öneririm. İyi Eğlenceler.

giris  kayit

Her Hakkı Saklıdır
| l | l l l l l | l l l | | l l | l
Forum Sondurakcafe Copyright 2009

Anahtar Kelimeler: Mayıs Ayı Yazısı Hakkında, Mayıs Ayı Yazısı Programları, Mayıs Ayı Yazısı Seviyeli Sohbet, Mayıs Ayı Yazısı Programları, Mayıs Ayı Yazısı Hikayeleri, Mayıs Ayı Yazısı Resimleri, Mayıs Ayı Yazısı Haberleri, Mayıs Ayı Yazısı Forum, Mayıs Ayı Yazısı Paylaşım Sohbet
Logged
Üyenin Nicki:gokhanygt    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
gokhanygt
Yeni Üye
*

Karma +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 21

Nerden: turkiye


www.sondurakcafe.com ( Sohbet ve Paylaşımın Adresi



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #1 : 04 Mayıs 2009 - 15:21:14 »

Müsait  Olunca  Beni Severmisin?

İçeri girer girmez neşeyle bağırdı:
-Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?
- Görmüyor musun ? Telefonla konuşuyorum.
Herkesin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu.

Herşey erteleniyordu, telefon ve araba söz konusu olduğunda... Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu.
Nerelere gitseydi? Annesi kapattı telefonu.

Mutfaktan tencere sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti:

-Sana yardım edeyim mi ? dedi, en sevimli halini takınarak. Annesi manalı manalı baktı:
-Hayırdır? Bir yaramazlık mı var? Bak bir de seninle uğrasmayayım. Çok yorgunum zaten.

Yorgunluk nasıl bir şeydi ? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır :
-'Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni..'
diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi.

Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, neden annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu.

—Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor.

—Uykuya dalayım da, gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum.

Bu kelimeden nefret ediyordu.'Yorgunum, yorgun olduğumdan, böyle yorgunken'....

—Anneciğim sen yorulma, diye...

—Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım. Hadi sen oyna biraz.

Hani siz yoruluyorsunuz ya...Eeee....Bende oynamaktan yoruluyorum. Ne yapayım bilmem?

Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı.
 Işıklar söndü birden.
Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.

—Mum da yok! diye diye karıştırdı dolapları el yordamıyla.

Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü. Gaz lambasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını.

Deli tavsanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak
tavşan kafası yaptı.

''Bak deli tavşan'' diyerek parmaklarını oynattı. Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı. Tavşan alabildiğine hür
dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü. Duvardaki görüntü minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça
kanepeden aşağı sarktı.

Sonra ışıklar geldi.

Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akıl etti. Birden kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı.

Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini.

Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu.

Çocuk sanki bir ipucu bekliyormuşcasına aralanan gözleriyle mırıldandı;

— İşin bitince beni sever misin anne? dedi.

Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.

******
Lütfen sevgimizi yarınlara ertelemeyelim. Hayat telaşına kaptırıp kendimizi, sevdiklerimizi ihmal etmeyelim.

Unutmayalım ki, yaşamın en güzel yanı sevgidir.
Unutmayalım ki yarın kimseye vaat edilmemiştir.

ALINTI
Logged
Üyenin Nicki:Esrarengiz    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
Esrarengiz
Genel Moderatör
Süper Üye
*****

Karma +104/-1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 325

Nerden: istanbul


www.sondurakcafe.com ( Sohbet ve Paylaşımın Adresi



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #2 : 06 Mayıs 2009 - 14:20:39 »

İlkokulu bitirip kursa gelmişti. Ailesi kendi isteğiyle geldiğini söylemişti. Kayıt için adını sorduğumda: "Fatma", dedi. Hiç de çekinmeyen bir tavırla... Ve ekledi: "Eğer hafız yaptırmazsanız kayıt yaptırmak istemiyorum". Böyle tehdit edercesine konuşması onu yaşından daha olgun gösteriyordu. Tebessümle:"Korkmayın küçük hanım siz isteyin hafız da yaparız, hoca da..." O küçük gözlerinin içi parıldadı birden. Annesi: "-Hoca hanım kusuruna bakma hele sen, ille de hafız olcam der de başka bir şey demez. Bizim köyün hocasından duymuş. Peygamberimiz hafız olanlara cennette tac giydirilecek demiş herhalde. Siz daha iyi bilirsiniz ya köylü kafası, biz de bu kadar duyduk anladık. Bu da çocuk işte". "-Tabi teyze ne demek, keşke herkes sizin gibi duyduklarından etkilense de teslim olsa... Siz hiç merak etmeyin kızınız önce Allah'a sonra bize emanet." Kadıncağız elime yapıştı, öpecekken geri çektim, utandım. Tuttum, ben onun elini öptüm. Gözleri yaşardı. "-Hoca hanım bu eller, gözler hep günahlı, asıl sizinkiler öpülmeye layık". "-Estağfirullah teyze", dedim . O ahirette belli olur.

Bu konuşmadan sonra kaydını yaptığımda Fatma'nın Erzurumlu olduğunu öğrendim. Bir an düşündüm. "Küçük nasıl kalacak bu kadar buralarda"... Zaman ilerledikce Fatma'nın edepli tavırları daha da çok etkiledi beni. Azimliydi. Geceleri uykusunun arasında ayetleri sayıklarken görüyordum çoğu kez. Böyle devam ederken arada bir bana gelip soru soruyordu. Bir gün: -"Hocam hafiz olmak için Kur'an'ı bitirmek mi lazım" diye sordu. Bende: -"Tabii ki hepsini ezberleyeceksin ki "hafız" adını alacaksın". Bu cevabıma çok üzülmüş gibiydi. Bir şey demek istiyordu sanki... Teşekkür etti ve döndü arkasına gitti. Derslerim arasında onlara sürekli Kur'an ezberlemekle işin bitmeyeceğini mutlaka içindekileri uygulamanın gerektiğini hatırlatıyordum. Talebelerden biri: -"Hocam" dedi. "Fatma'nin annesi ona abdestli olmayanın hafizlara dokunamayacağını söylemiş doğru mu?" diye sordu. Çok ilginç doğrusu. Maşallah dedim. "Osmanlı zamanında atalarımız Kur'an'a ve hafıza kıymet verdiklerinden öyle yaparmış" dedim. Çok hoşlarına gitmişti bu iş. Hepsi adeta kendilerini ulaşılması zor, kasa içindeki altın gibi görüyorlardı. "Görsünler" dedim içimden, bu yaşta buralara gelmişler. Allah'ın kelamını ezberliyorlar,onlara fazla görmem bunu.

Bu arada Fatma ara sıra rahatsızlanıyor ve revirde yatıyordu. Zaman geçtikçe Fatma'nın morali ve sağlığı daha da çok bozuluyordu. Bir gün dersini 2 kez aksatınca sordum. "Ne oldu yoksa anneni mi özledin?" -"Hayır", dedi. -"Neden moralin bozuk? Sık sık ta hasta oluyorsun" dedim. "-Yanlış anlamayın, inanın ki annemi özleyipte gitmek istediğim yok. Burayı çok seviyorum. Allah'ımdan çok korkuyorum. Buraları terk edersem bana ahirette hesabını sormaz mı? " Bir şey diyemedim. Suçlu bile hissettim kendimi. O küçük kalpte bu ne imandi Ya Rabbi! Onu hayranlıkla izliyordum. Bir gün çok rahatsızlandı. Doktora götürmek zorunda kaldık. Bir çok tahlillerden sonra arkadaşim olan doktor hanım: -"Hoca hanım derhal bu talebeyi ailesinin yanına gönder " dedi. Şaşkınlıkla:"Neden?" diye sordum. Bana: -"Belki üzülecek hatta inanmayacaksin ama, bu talebe "KANSER". Adeta başımdan aşaği kaynar sular dökülmüştü. Sanki her tarafımı şefkat sarmıştı. Hastahaneden ayrılırken Fatma'ya hiç bir şey diyemedim. Oysa anlamış gibi bana sorular sorup dikkatimi dağıtmaya çalışıyordu. Kulağıma egilerek "hocam" dedi. "Azrail insanların canını alırken nasıldır?" Ağlamamak için zor tutum kendimi: -"Güzel bir surettedir, mü'min kullara", dedim Sevindi, sanki mırıldandı: "-Belki hafız olamam ama Elhamdulillah mü'minim." diye. Şimdi anlamıştım, bana önceden sormuş olduğu soruyu. Demek ki hastalığını biliyordu. Hafız olmak için Kur'an'ı bitirmek gerektiğini söylediğimde neden üzüldüğünü şimdi anlamıştım.

Bir kaç gün sonra eşyalarını hazırlamaya başladık. Çünkü dayanılmaz acılar içinde olduğunu görüyorduk. Evine gitmesi gerekiyordu. Ailesi geldi. Fatma yanıma gelerek: -"Bana kızmadınız değil mi? Eğer söyleseydim belki kursa almazdınız", -"Ne demek! nasıl kızarım sana: dedim. "Hem sonra, sakın üzülme hafızlığımı bitiremedim diye. Bu yola girdin ya, Rabbim seni hafızlar zümresinden yazmıştır inşallah", dedim, Öyle sevindi ki! sarıldı boynuma: -"Gerçekten ben şimdi hafız sayılırmıyım? Anne bak duydun değil mi?" Ya Rabbi bu ne aşktı. Rabbimin hikmeti tecelli etse de iyi olsaydı şu Fatma, ne güzel bir kul olurdu. Böylece Fatma'yı gözyaşları ile Erzurum'a uğurladık. Çok geçmedi. Bir iki hafta sonra ailesi ağırlaştığı haberini verdi. Bu bir iki hafta içinde ondan iki mektup almıştım. Bana hep hafızlık tacını merak ettiğini, rüyalarına bile girdiğini yazıyordu.

Bir gün sabah namazından sonra telefon çaldı. Fatma'nin annesiydi karşımdaki ses. Ağlamaklı bir sesle:-"Hoca hanım Fatma'yı uğurladık. Rica etsem bir hatim okurmusunuz?" deyince ben de dayanamadım ağlamaya başladım. Annesi beni teselli edercesine telefonu kapatmadan: -"Size ölmeden önce şunu söylememi istedi", dedi. Hıçkırarak: "Anneciğim hocama söyle, Azrail söylediğinden de güzelmiş.". "Ey Rabbim; senin kelamın için yanıp tutuşan, yoluna yapışıp kelamına SIMSIKI sarılan kulunu, sen son nefesinde yalnız bırakır mısın hiç?"
 
Logged
SonDurakCafe Esrarengiz 'diyor Ki!
AŞK + SEVGİ + SEVDA + ÖZLEM + HASRET = ÖLÜMÜNE SENLEYİM
Üyenin Nicki:yolcu    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
yolcu
Süper Üye
****

Karma +7/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 288

Nerden: balıkesir


www.sondurakcafe.com ( Sohbet ve Paylaşımın Adresi



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #3 : 08 Mayıs 2009 - 07:36:02 »


SEFİRE YOLU GÖSTERİN!
Fransa’da çok meşhur bir sözlük vardır, Larousse. Burada bir kelime var, "décapiter". Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor. Kelimenin bir başka anlamı daha var. Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve insanları kazığın bir ucu ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak. Vahşi bir uygulama. Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
"Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."
Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor. Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için. Köşke geliyor, yemekler yeniyor. Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor. O da bildiği anlamı söylüyor. Atatürk:
"Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca büyükelçi:
"Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.
Atatürk daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse' u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor. Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor. Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor. Atatürk diyor ki:
"Demek ki biz Türkler bugün de esirlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız, bu doğru mu?
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki:
"Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."
Atatürk: "Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren İstanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.
Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve:
"Ekselans, protesto ederiz " diyor.
Bunun üzerine Atatürk:
"Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere dönerek:
"Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor? Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
Namık Kemal Zeybek


Atatürk'e yolculuk - Kanal B Televizyonu

Bu güzel öykü:
- Askerimizin başına çuval geçirildiğinde sessiz kalan,
- Karakollarımıza komşu bir ülkeden saldırılar düzenlenip şehitler verdiğimizde harekete geçmeden önce icazet almak için okyanus ötesine giden,
- Fuarlarda, ülkemizin bir bölümünü kurdukları kukla devletin parçası olarak gösteren haritalar asanlarla hala resmi temaslarda bulunan değerli yöneticilerimize ve
- 85 yılda nerelerden nerelere geldiğimizi hala göremeyen aziz vatandaşlarımıza ithaf olunur.
 
 
« Son Düzenleme: 08 Mayıs 2009 - 07:49:12 Gönderen: YE$!W » Logged
Üyenin Nicki:YE$!W    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
YE$!W
Moderatör
yönetici
*****

Karma +264/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2811

Nerden: istanbul


Öyle bir rüyaydın ki Sadece bir kez gördüm



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #4 : 09 Mayıs 2009 - 12:03:00 »

SEVGi NEDiR?

Hemen hemen herkes bu soruya kendince bir cevap bulmustur.
Sevgi kimine göre bir duygudur,kiminin inanmadigi,kiminin taptigi bir duygu.
Sen arkadasim! Bana sevginin tanimini yap dedigimde ,bana verecegin ilk cevap ne olurdu?
Tahmin edebiliyorum.
Buna cevap vermek gercekten cok zor.
imkansiz degil ama zor.
Sevgi icin bir cok tanim yapilir.
Ama gercek cevabin "sevgi" kelimesinin icinde oldugunun kimse farkinda degildir.
Sevgi sevgidir!
Sevgi bir sakizi sevdiginle paylasmaktir, sevgi hissetmektir,
sevgi dokunmaktir, sevgi aglamaktir sevgi gülmek,
sevinmektir sevgi, düsünmektir, sevgi acimaktir, sevgi annedir, sevgi cocuktur,
sevgi devlettir, sevgi Allah... Sevgi sensin , sevgi ben, sevgi o....
Sevgi cok seydir, sevgi asktir, arkadasliktir, dostluktur, komsuluktur...
Sevgi her seydir be güzelim... Sevgi her sey...
SEVGi SENSiN BE GÜZELiM SEVGi SENSiN ANLIYOR MUSUN SEN!!!
Bir Yürekte Can olabilir misiniz?
O yürege Can Katabilir misiniz?
Bir Cannn'immm kelimesine o yürekte bin anlam katabilir misiniz?
Gözlerde isiltilar, piriltilar görebilir misiniz?
Calinmis Zamanlari renk renk yasayabilir misiniz?
Ellerin, gözlerdeki isiltilarin o yüregin sicakligini
birebir yansittigini algilayabilir / algilatabilir misiniz?
Ya yüzlerce, binlerce renklerin disinda renkler bilir misiniz?
Can sesini duydugunuzda yüreginizde;
ürperti ve titresimlerin getirdigi telasin midenize vurusunu bilir misiniz?
imge'lerin tadini bilir misiniz?
Ya kelimelerin, mimiklerin, ifadelerin yetersiz kaldigini bilir misiniz?
Dizlerinizin, omuzunuzun, gögsünüzün can atesini arayisini bilir misiniz?
Avuclarinizin; Can Ciceginin ellerini, saclarini, yüzünü özümleyisini bilir misiniz?
Saclarina, gözlerine, burnuna, dudaklarina ve tenine dokunusun hazini bilebilir misiniz?
Kalabaliklarda sessizlik sarkilari söylemeyi bilir misiniz?
Ya ellerin dansini bilebilir misiniz? Sikica sarmanin,
yürege katmanin tadinin haza dönüsümünü,
Onun dizlerinde, omuzlarinda,
sonsuza kadar kalmayi hatta yok olmayi isteyebilir misiniz?
Yani dostlugu + yüregi + ruhu + mantigi ve bedeni tek tek sirayla yasamayi,
yudum yudum yürege katmayi bilebilir misiniz?
Kim bilebilir!
kim bilebilir ki!..
kim yasamis ve yasatmistir, kim algilatmis ve algilamistir ki,
kimin gözleri acimistir, kimin yüregi kanamistir,
kim deli yürek olmustur, kimin yüregine yagmurlar yagmistir / yagdirilmistir
ve kim bu "misiniz" leri ve"kim"leri birebir yasamsalina katmistir ki 
iste bütün bunlari sadece ama sadece
CANA CAN KATANLAR bilir yani biz..
Logged
SonDurakCafe YE$!W 'diyor Ki!






Yasal Uyarı!
Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.sondurakcafe Yöneticileri mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Üyenin Nicki:sinem    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
sinem
Yeni Üye
*

Karma +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 23

Nerden: ist


www.sondurakcafe.com ( Sohbet ve Paylaşımın Adresi



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #5 : 12 Mayıs 2009 - 13:11:13 »



Gün, eteklerini toplayıp şehrimi terk ederken, ben gecenin karanlığını aydınlatacak gözlerine yalınayak koşuyorum. Şehrimin bozkırlarında filizlenen iğde dallarını toplayıp avuçlarından mutluluklarını içmeye geliyorum. Akşam kızıllığı düşerken okyanuslara, seni hayal ediyorum bulutların avuçlarında. Sana gelirken ayaklarıma batan dikenleri toplayıp "yanakların" diye yüreğinden öpüyorum onları...

Seni fısıldıyorum çiçeklerin yüreklerine. Susamış çardak kuşlarına avuç içlerimde biriktirdiğim gözyaşlarını sunuyorum. Dualarını alıyorum nice yetim kuşların. Sana kavuşmanın heyecanında alnımdan terler akıyor toprağın dudaklarına..İliklerim titriyor gözlerini solurken ... Kanımda tarif edemediğim telaş anaforları. Dilimde mutluluk yağmurlarında bestelenmiş sevda türküleri. Ellerimde dalından yeni koparılmış bir nefeslik çiğdemler. Gözlerinde geceyi emzirmeye geliyorum. Ve dizlerinde göz kapaklarımı dinlendirmeye geliyorum...

Gözlerindeki Cennetin zemzem kokan sularında delicesine kulaç atmaya geliyorum. Güneş karanlıkları elerken avuçlarında sana yağmaya geliyorum. Yağmurun ıslaklığını giyinip üzerime dudaklarındaki vuslatı öpmeye geliyorum. Gelirken uçurumlara hayallerimden köprüler kuruyorum. Çiğ tanesi ıslaklığındaki kirpiklerine uzanıp güneşi senin yüreğinde karşılamak istiyorum. Geldiğimde” hayalen “ kollarına sarılıp varlığını soluyacağım. Göğündeki beyaz bulutlarla yıkayacağım hasretinde küllenen dudaklarımı.

Çatısız hayallerimde bedenimi senin gözlerine kapatıp sabah ezanı okunmadan göz kapaklarından güneşe selam durmalıyım. Gece, güne yenik düşmeden ben uykuya dalmış kardelenleri uyandırmalıyım. Ve tenini gül kokulu yağmurlar yıkarken , ben kırgın düşlerimi göğsüne yaslayıp senin avuçlarında mutlulukları kana kana içmeliyim. Sana küçük ellerimden gecenin karanlığında nice hayali yıldızlar çizmeliyim. Güllerle yıkanmış saçlarının kokusuyla ılık meltemleri kıskandırmalıyım. Rüzgar, yavru ceylanları üşütmeden ben utangaç yanaklarından toprağa bir cemre misali yuvarlanmalıyım.
Her soluk aldığında dalgaların kıyıları dövdüğü zamanlardan kalma kırık uçurtmalarımı toplayıp yeni fideler ekiyorum ezik gül bahçelerine. Goncalar düşerken yüzün coğrafyasına, ben kuytu köşelerde ay teninin kokusunu soluyorum. Küçük ellerimle bakır tenli bulutların yüreğine “gözlerini “ çiziyorum. Bu gece “ gözlerindeki Cenneti “ soluyup sabah güneşini senin yanında karşılamak istiyorum. Sonra varlığının sıcaklığına uyanıp senin avuçlarından mavi semaya kanatlanmalıyım. Yüzünün ince çizgilerinden kayıp güneşin eteklerine koşmalıyım. Pencerene gün doğmadan yüreğimle alnına baharları , dudaklarımla gözlerine yıldızları bırakıp engin okyanuslara koşmalıyım.

Geldiğimde yüreğimin sıcaklığını hissetmeyeceksin. Göz kapakların hulyalara dalarken ben yatağına gülleri serpiştireceğim. Usulca saçlarını tokasından çözüp yıldızları işleyeceğim saç tellerine. Yumduğun avuç içlerini sen fark etmeden açıp ince çizgilerine yaslanıp mutlulukları soluyacağım. Kurumuş dudaklarına gözlerimin ıslak nemini bırakıp ayak uçlarına taze papatyaları sereceğim. Ve kuşluk vakti, dudaklarımla usulca yüreğini öpüp pencerenden güvercinin ayak uçlarına tutunup şehrime döneceğim. Sabah uyandığında gözlerinin sevdaya gülümsediğini fark edeceksin. Güneşin, bu sabah tenini bir başka ısıttığını ve hoyrat rüzgarın dağınık saçlarını usulca taradığını hissedeceksin. Suskun duvarlar dile gelip kulağına “ sevda “ türkülerini fısıldayacaklar. Ve bu sabah ekmeğin kokusu bir başka olacak. Rüzgarın, koynuna baharları doldurduğunu ve omuzlarında nice yetim kuşların soluduğunu fark edeceksin. Avuç içlerinin anlamsız terlediğini ve dudaklarının sebebsiz titrediğini hissedeceksin. Penceredeki boynu bükük ciceklerin sana seslendiğini duyar gibi olacaksın. Ve en sonunda aynaya gülümsediğinde beyaz peçeteye yazılı şu notu okuyacaksın ;

"Gül yüreklim"

Bu gece, yüreğine uzanıp sabaha kadar ılık nefesinde gezindim durdum.Kah kirpiklerinde rüzgarları kovaladım kah avuç içlerinde yavru keklikleri uyandırdım. Dizlerine başımı yaslayıp sabaha kadar her soluğuna bir dua ekledim. Varlığının huzurunda nice seni seviyorum kelimelerini fısıldadım kulağına. "Geldiğinde niye uyandırmadın beni" der gibisin. Biliyorum. Uyandırmaya kıyamadıım işte. Eğer uyandırsaydım seni , gül kokulu Melek’lerin yüreğini güllerle yıkamasına ve yetim güvercinlerin dudaklarına baharı bırakmasına engel olacaktım. Kıyamadım o kuru dudaklarından öpmeye. Kıyamadım işte. Ve giderken her zaman beni soluman icin yüreğimi "ılık nefesine" bıraktım... Kıyamadığım yüreğine nice seni seviyorum cümlelerini yolluyorum...
Logged
Üyenin Nicki:BABACAN    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
BABACAN
BABACAN
Moderatör
yönetici
*****

Karma +199/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1324

Nerden: Gönlüm,Aklım Onun Ayak Bastığı,Gezdiği,Yaşadığı Yerdeyken Bulunduğum Yer Önemli Mi?


İsтєdiκLєяiм Чαиıмdα İsтємєdiκLєяiм ЧoLuиdα.!


WWW
Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #6 : 12 Mayıs 2009 - 19:55:59 »

Yüreğin, kendinden kaçışına şahit oldunuz mu hiç?
Ardı arkası kesilmeyen,ön ve arka yüzü olmayan,aralıklı mesafelerle koşulan bir yolculuk özeti gibi.Uzunluğun gölgesinde büyüyen bir kısalıkta… Kendinizden de içeri olan bir benlikte, savrulan güz yapraklarının kuruluğunda hışırdayan bir tınıyla başlayan bu senfoni,ivme kazandırır oracıkta tulu eden yüksek akıma. Nasıl bir akımdır bilinmez ama,ateşiyle kasıp kavuran,yaşlarıyla bir damlayı yağmurlara boğan, rüzgarıyla küçük bir ateş kıvılcımını alevlendiren, toprağıyla bağrının ortasına düşmüş savunmasız tohumu devşiren verimlilikte ve derinlikte olan bir şey sanki. Taşkınlıklarıyla yüreğe husumet verse de sevgi ırmağı,meczup oluşuna kani olur kalbin üst geçit noktası. Kilit değmiş sürgün kapılar,anahtarın izini sürer olur bu inanılmaz kaçışta. Yüreğin başka bir aşktan kaçışı normal görünebilir,ama ya kendi içinden kaçışı nasıl izah edilebilir ki? İç taraf dışarıya hükümlü; dışarıysa içeri hükmeden durumda.Gerisin geriye gitse de yüreğin kaçış planları,önünü alamaz gitmenin bozgun oyununa.Halbuki her şey güllük gülistandır o meskende.Her parça kendi bütününde saklıdır ve her özne kendi yükleminden sorumludur burada.

Peki ya bir yok oluş, bir başka varışa duyulan amansız özlem, bu kavramların yerini ters-yüz etmez mi acaba? Fırtınanın haysiyetine dokunulmuşçasına gazaplanan bir kavruluşa esir metruk evler misali, o munis hanede de yıkılmaz mı eşyalar yerinden bir bir.Her uzvun orantılı ve tutarlı olduğu bu çehreye,hangi tutsak el değdi ki yoğruluverdi sancı hamuru.

Bu kaçış nereye ve ne zamana dek sürecek? Hangi hesaba göre çetelesi tutulacak ve kaçıncı boyuta göre ordinatları kurulacak? Kaçınılmaz bir kaçışın sonunun ne olacağı bir meçhulden ibaret. Ve açılımların ve içe vurumların yazgılandırıldığı bu hemgamede, uzlaşının nasıl sağlanacağı da tam bir muamma. Ötede kendi sonunu hazırlayan bir hayat; beride ise sonun başlangıcını getiren üç nokta yani sonsuz harflerin suskunsuzluğa tekabül ettiği bir dünya.İki taraf da keskin bir bıçak sırtında durmakta. Çok ince ve hassas…

Öyle bir ikilemin eşiğinde beslenen bir aşk neye işaret edbilir ki?Kimin varlığından dem vurabilir ki?Hangi sert taşa başını çarpmış durumuna düşebilir ki?Giriftleşmiş bu sebep-sonuç ilişkisinin sonunda aşkın, yanan mı yoksa yakan mı olduğu ayan olacaksa da,bu bir diri küllenişe engel olamayacak.Aşkın kendisi yanmakta,tutuşmakta iken; aşığın maşukuna olan aşkının yakıcılığı o kadar müteessir olmasa gerek.Çünkü her ikisi de yanmaya amade,her ikisi de yakmaya müsait. Ve ikisinin de sırrı,kor bir ateşin külünde yanıklı. Ağıtların ardından gelen bu sükunette,feryatlar yükselse de yüceliğe doğru;asıl kazanımların kaybedişlere gebe olduğu asla unutulmamalıdır. Yürek,kendi iç sesini dinledi ve kayıpların tam orta yerinde yitirdiği sevdasını buldu. Eğer kaybetmeseydi, aramayı bilemeyecekti yürek ve eğer yok olmasaydı bu sevgide, varlığın tahakkümünü anlayamayacaktı. Bilinmezlikler diyarında yitirilip,kaybedecekti kendi bilinirliğini.

Mevcut bir yürek acısını dindirmeye hangi bir reçete derman olabilir ki? Teskin edebilir mi acaba yüreğin canhıraş bağırışlarını; dokunabilir mi közlenmiş, kavrulmuş dokusuna; giderebilir mi ezeli-ebedi hakikatlerden aldığı sonsuz doyumdaki açlığını; silebilir mi duvarlarına çizilen o sevgiliye ram olmuş resimleri, örtülü desenleri; koparabilir mi içinden, birbirine kördüğüm olmuş sevgi bağlarını; üzerini örtebilir mi hal lisaniyle döktürdüğü aşk tadında sözcükleri; okuyabilir mi boşluğa yazılan kelimelerin anlamını boğan ateşten bir gömlek giyen nesnel karşıtı manaları ve durdurabilir mi her vurgun sonrası açılmış yaradan akan kanın hızını. Çare olabilecek mi tüm bu dertlere, bir hekimce sunulan kimyevi dozlu reçete.Bu, sadece sathi bir çözüm getirir aykırı düşünceler niteliğinde olan karmaşık manzumeye. Bir imla klavuzundan yaralanılıp, düzeltilebilen bir cümle öğesinden bahsetmiyorum ya da bozuk anlatımsal bir konuşmayı doğru ifalendirme biçiminden. Benim aradığım nokta,özden yoksun olmayan bir tutum içinde bulunmaktan geçiyor galiba. Kalıcı ve bir o kadar da geçişlerle dolu bir helezon,kıvrımlı ama bir o kadar elif olmaya açık bir vav olma hali. Suni sancılardan soyutlanmış,gerçek dönüşümlere doğru açılan bir kıvranıştan bahsediyorum. Dokunulmamış bir bekarette akıtılan kara lekelerin değdiği yerlerdeki kirlenişi vurguluyorum.Açık yüreklilikte olmayan kapalı, ketum hislerin izini sürüyorum. Aydınlığın odağına gark olan siyahlığın sır perdesini aralıyorum.

Kavuşmakların önündeki görünmez engelleri dışlanmaya hazır değerler haline getirmek istiyorum ve tehlikeli, saldırgan dalgaları sakin,durgun denizlere şikayet etmeyi diliyorum.Kaf dağının ardındaki gizleri ifşa ediyorum yeryüzüne,örülü yüksek duvarların bütün ses geçirmezliğine ve yıkılmazlığına inat. Tüm hayal ürünü gerçekleri hakikatin tevhidine teslim ediyorum, yalancı şahitlerin nezdinde. Kısa boylu düşünceleri, uzun metrajlı filmlere konuk olarak sunuyorum bir boy uzatma egzersizi mahiyetinde. Soğuk hisleri, koyu bir kızıllıkta olan ateşe sürüklüyorum, yüreğin derin kasesine boşaltıyorum onları ki, dem tutsunlar aşkın alacalı merkezinde. Ve yüreğin kaçış öyküsü bitmeden,heyecanların amuda kalktığı en can alıcı yerde -son- yazısını dillendirmek istiyorum, okuyucuların meraklı bekleyişleri çok beklesin diye…
Logged
SonDurakCafe BABACAN 'diyor Ki!
Ya ümitsizsiniz. Ya da ümit sizsiniz.
Ya çaresizsiniz. Ya da çare sizsiniz.
Kul Boşuna Yorulur.Allahın Dediği Olur.BABACAN®




Yasal Uyarı!
Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.sondurakcafe Yöneticileri mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Üyenin Nicki:ZeLiS    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
ZeLiS
yönetici
*****

Karma +33/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 598

Nerden: ıstanbul


www.sondurakcafe.com ( Sohbet ve Paylaşımın Adresi



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #7 : 17 Mayıs 2009 - 13:05:01 »

Defoooool! ....


Seni kovuyorum! ...

Ne o? .. Şaşırdın mı? ! ..

Niye ki?

Haaa! .. Doğru ya! .. Sen burada değilsin ve ben “burada olmayan birini nasıl kovabilirim” değil mi? ?

Haklısın haklı olmasına da, burada olmaman kimin umurunda?

Sende buraya gelecek yüz yok ki! .. Ve hatta cesaret..

Gelsen; suratına tüküreceğimi bilirsin, hani utanmasan bile ağrına gider bu tükürük! ..

Gerçi “neden ağrına gider” onu da bilmem ya! ..

“Gururum” falan deme! .. Ederim senin gururuna..

“Haysiyeti olmayan gafil” gururu neylesin? !

Haa bu arada, “haysiyet” ne demektir bilmiyorsan bi zahmet Türkçe sözlüğe göz at! ..

Seni kovuyorum diyorsam kovmuşumdur, şaşırıp gelmeye kalkma! ..

Hani tesadüf bu ya, karşılaşırsak bir yerlerde, nefes bile alma.

Duyarım muyarım neme lazım dikkatli ol! ..

Senin için hissettiğim ve yaşattığım duygularım tükenip kaybolurken, yerlerini dolduran” kin, nefret, husumet, adavet ve düşmanlık” dolu hissiyatım henüz bana çok yabancı ve bunlar beni nasıl etkiler, nasıl davranırım bilemem! ..

Hakaret edebilirim, küfredebilirim ama “özür dilemem! ..”

Sana şu yada bu sebeple saygım bile kalmamış! .. Ya da bir başka deyişle “saygınlığın” kalmamış! ..

Bende bitmiş, eriyip tükenmişsin.…

O yüzdendir ki; burada olup olmamanın zerre kadar ehemmiyeti yok! .. Uzakta da olsan kovuyorum seni.

Yüreğimden, gönlümden, aklımdan, fikrimden, anılarımdan ve tüm duygularımdan kovuyorum..

Gelecek olduğun adresleri siliyorum tabelalardan, sokak isimlerini, caddeleri değiştiriyorum.


Geçmiş zamanlara “gelmemiş” zamanların hakimiyetini giydiriyorum..

İçinde senin olduğun “ bütün kırık hayalleri” dinamitleyip imha ediyor ve erişemeyeceğin derinliklere gömüyorum.

Ve bütün delikanlılığım ve basiretimle ayağa kalkarak gözlerimi ufuk çizgisine dikiyor ve kaşlarımı çatarak avazım çıktığı kadar öfaaale bağırıyorum;

Defooooooooooooool! ......

Bu haykırış “sana çarpmadan” yankılanmaz gayrı.

Sen onu duymasan da “o” seni er geç bulur! .

Bu dünya da işimiz kalmadı seninle ya, ahirette ne olur onu da Mevla’m bilir! ..

Hakkımı helal etmeyeceğimi dip not olarak vermiştim zaten


Sana “gülüm” dedikçe dikenlerinle, “gül yüzlüm” dedikçe maskelerinle, “her şeyim” dedikçe hiç’liğinle, “meleğim” dedikçe şeytanlığınla, “hayatım” dedikçe ızdırabınla, kısaca; ne dediysem aaaatıyla karşılaştım ve işin asıl kötüsü ben seni “insan” sanmıştım! ..... Evet burada yoktun belki, ama anıların buradaydı, kokuların, tebessümün, hayalin yani “bütün yalanların” buradaydı! ...

İşte o yüzden kovdum seni ve sana dair ne varsa! ..

Dileğim o ki; artık gölgen bile düşmesin benim olduğum yerlere, hele selamın sabahın, hiç! ..

Gönlünde bir yerlerde, belki karanlık ve izbe bir kuytuda bana dair kim bilir ne kadar “keşke’lerin” var! ..

Ben bilirim ne olduğunu, bilirim de diyemem işte! ..

Olsun söyleyemesem de sen anlıyorsun ya, işte bu bana yeter! ..

Lakin bana yettiği gibi ömrünün sonuna kadar “seni kahretmeye de” yeter! ..


Ben nevbaharını tüketmiştim bana ait ömrün ve şimdi sen; hayatının güz’ünü yani sonbaharını kaybediyorsun! ..

Seni “korkularınla” baş başa bırakıyorum, kaldı ki; hayatın boyunca en çok sevdiğin duygu buydu senin, bak onu almıyorum(!) elinden! ..

Sana da yakışıyor yani! ..

Hâlbuki neler var dilimin ucunda, zehir zemberek, yüreğini derinden acıtacak, için için kanatacak, bana lanetler okutacak! ..

Var da; kalsın şimdilik, değmez be, gerek de yok! ..

En azından “şimdilik! ..”

Unutmadan; eskiden seni düşünmekten uyku girmezdi gözlerime uyuyamazdım, şimdi ise “rüyama girme” diye çok tedirgin uyuyorum.. Umarım girmezsin! ..

Evet! .. Seni kovuyorum..

Ve kovduğum birini “anmaya da” utanıyorum! ..

Her şeyi unut ve sadece “şu ses” kalsın kulaklarında;


Defooooooooooooooooooool! ....
Logged
SonDurakCafe ZeLiS 'diyor Ki!
Oradan bakınca neyimi görebiliyorsun?
İçimi?
Dışımı?
Karakterimi?
Kişiliğimi?
Düşüncelerimi?
Sevgimi?
Nefretimi?
Değerimi?
Değerini ?
Görmediğin hiçbirşeyin peşine düşme!
Üyenin Nicki:azra    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
azra
Gelişken Üye
***

Karma +56/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 103

Nerden: ANKARA


www.sondurakcafe.com ( Sohbet ve Paylaşımın Adresi



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #8 : 22 Mayıs 2009 - 14:48:52 »



HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
Logged
SonDurakCafe azra 'diyor Ki!
KeNDİNİ KoZaSİNa KaPaTMIS ORaDa YaŞaMaYa ÇaLİŞaN BiR TıRTILIM BeN...
Üyenin Nicki:YE$!W    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
YE$!W
Moderatör
yönetici
*****

Karma +264/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2811

Nerden: istanbul


Öyle bir rüyaydın ki Sadece bir kez gördüm



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #9 : 29 Mayıs 2009 - 12:41:06 »

Yarışmaya katılma bitmiştir arkadaşlar.
Oylama yapıp 1. leri sizler sececeksiniz.
Yukardaki anketi tıklayıp oyunuzu verin.
Yorumlarınızı sayfanın devamında bekliyoruz....
Yarışmaya katılan ve oy veren tüm üyelerimize teşekkür ediyoruz......
Logged
SonDurakCafe YE$!W 'diyor Ki!






Yasal Uyarı!
Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.sondurakcafe Yöneticileri mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Üyenin Nicki:YE$!W    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
YE$!W
Moderatör
yönetici
*****

Karma +264/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2811

Nerden: istanbul


Öyle bir rüyaydın ki Sadece bir kez gördüm



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #10 : 30 Mayıs 2009 - 09:15:55 »

4 yüreğinize sağlık aynı performansı diğer aylardada bekliyorum arkadaşlar hakana verdim oyumu  6
Logged
SonDurakCafe YE$!W 'diyor Ki!






Yasal Uyarı!
Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.sondurakcafe Yöneticileri mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Üyenin Nicki:ESRA    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
ESRA
Genel Moderatör
Foruma Isınan Üye
*****

Karma +30/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 90

Nerden:


www.sondurakcafe.com ( Sohbet ve Paylaşımın Adresi



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #11 : 30 Mayıs 2009 - 21:24:23 »

TŞKLER YEŞİMCİMM ÇOK SÜPER Bİ  HİKAYE OYUM YEŞİMEEEEEEEEEEEEEE 10 10 7
Logged
Üyenin Nicki:DESPERADO    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
DESPERADO
Süper Üye


Karma +25/-1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 361

Nerden: ANKRA


www.sondurakcafe.com ( Sohbet ve Paylaşımın Adresi



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #12 : 01 Haziran 2009 - 07:34:25 »

benım oy yesıme güzel yazı
Logged
SonDurakCafe DESPERADO 'diyor Ki!
Üyenin Nicki:YE$!W    Üyenin Profili     Üyenin İstatistikleri     Üyenin Tüm Mesajları     Üyeyi Arkadaşları Ekle
YE$!W
Moderatör
yönetici
*****

Karma +264/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2811

Nerden: istanbul


Öyle bir rüyaydın ki Sadece bir kez gördüm



Durumum



Uyarı Puanı
%0
« Yanıtla #13 : 11 Haziran 2009 - 16:03:54 »

Soru:      mayıs ayı ayın yazısı anket sonuçları
Müsait gokhanygt/Olunca  Beni Severmisin?    - 0 (0%)    
Esrarengiz/hikaye    - 1 (16.7%)    
yolcu/SEFİRE YOLU GÖSTERİN!    - 0 (0%)    
YE$!W/SEVGi NEDiR?    - 2 (33.3%)    
sinem/hikaye    - 1 (16.7%)    
BABACAN/Yüreğin, kendinden kaçışına şahit oldunuz mu hiç?    - 0 (0%)    
ZeLiS/Defoooool! ....    - 0 (0%)    
azra/hayata yükümlüsün    - 2 (33.3%)

  4 Mayıs ayı yazı dalında.Ben yani  G YE$!W 1. oldu oy veren arkadaşlara tşk ederim...  4
Logged
SonDurakCafe YE$!W 'diyor Ki!






Yasal Uyarı!
Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.sondurakcafe Yöneticileri mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
   
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
||| GoogleTagged |||

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Bu yazılardan ve telif haklarından doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız copyright@sondurakcafe.com email adresine bildirebilirsiniz.

Ana Sayfa

sondurakcafe - sondurakcafe forum - sohbet paylaşım - sohbet - paylaşım - sondurak - sondurak forum - forum sondurakcafe

|GoogleTagged |Site Map 1 |Site Map 2 |Site Map 3 | Arsiv 1 | Arsiv 2 | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | Sitemap Ping |
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Efsane MC by Fakdordes & Edit Moonsheald
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!


Google visited last this page 07 Mart 2010 - 22:22:53 Bu Sayfa 0.416 Saniyede 29 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.117s, 2q)
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69